Your search

In authors or contributors
  • As Türkiye transitions from a sending to a receiving country for migrants, it faces new challenges and opportunities. The country has experienced a significant influx of migrants, notably Syrian refugees, which has strained its educational infrastructure while also presenting potential benefits. The current article examines the role of Türkiye’s linguistic landscape in integrating diverse migrant populations, considering its historical emphasis on a singular national identity. Türkiye’s evolving sociocultural context invites a reassessment of linguistic diversity policies, particularly for national minorities and immigrant communities. We propose a systematic bilingual education program to foster a bilingual future in Türkiye, advocating for educational policies that preserve minority languages and encourage linguistic pluralism in an increasingly interconnected global society. Türkiye göçmen gönderen bir ülkeden göçmen alan bir ülkeye dönüşürken yeni zorluklar ve fırsatlarla karşı karşıyadır. Ülke, özellikle Suriyeli mülteciler olmak üzere önemli bir göçmen akını yaşadı ve bu durum eğitim altyapısını zorlarken aynı zamanda potansiyel faydalar da sundu. Bu makale, Türkiye’nin dilsel manzarasının çeşitli göçmen nüfuslarını entegre etmedeki rolünü, tekil bir ulusal kimliğe olan tarihsel vurgusunu göz önünde bulundurarak incelemektedir. Türkiye’nin gelişen sosyokültürel bağlamı, özellikle ulusal azınlıklar ve göçmen topluluklar için dilsel çeşitlilik politikalarının yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Bu makalede Türkiye’de çift dilli bir geleceği teşvik etmek için azınlık dillerini koruyan sistematik bir çift dilli eğitim programı öneriyoruz ve artan bir şekilde dilsel çoğulculuğu teşvik eden eğitim politikalarını savunuyoruz.

Last update from database: 6/5/26, 4:15 PM (UTC)